21 Aralık 2010 Ay tutulması -ya Türkiye?

Gazetelerin de dikkatini çektiği üzere, 1554 yılından beri ilk kez, bir gündönümünde ay tutuluyor. Türkiye saatiyle 10 sularından itibaren bir saate yakın sürecek Ay tutulması, 4 Ocak'ta olacak Güneş tutulmasıyla birlikte, Siyaset astrolojisiyle ilgilenen dostlarımız tarafından oldukça ciddiye alınıyor. bu nedenle burada değinmeyi uygun gördük.
Dolunayın Ay düğümüne çok yakın bir yerde görünmesi nedeniyle Ay tutulması tam bir tutulma olacak (yani parçalı Ay tutulması olmayacak), 29 derece Yay/İkizler'de yaşanacak. Mart ayı başına kadar Ay düğümü aksı, Oğlak ve Yengeç burçlarında ilerliyor. Dostlarımız bunun en genel değerlendirmesini, "Hükümetlerle Halklar arasında anlaşmazlıklar" diye özetliyorlar. Daha radikal olanlar, "Halk ayaklanmaları olabilir" demeyi de ihmal etmiyorlar. Türkiye'de böyle şeyler genellikle "kanla" bastırılır. Ama bu kez eğer "kanla" bastırılırsa, bastırmaya kalkanlar "eşekten düşmüşe" dönebilirler.
-Daha önceki durumlarla aradaki fark bu olabilir diye düşünüyorum.
Günün gazeteleri, oldukça karamsar tahminler yapmışlar. Habertürk'te Hande Kazanova adlı astrolog olduğunu sandığım bir Kadın, "Türkiye karışabilir" diye başlık atmış mesela. Yazısı, felaket tahminleriyle dolu. "Türkiye'de yer yerinden oynayabilir" diyor. Şu sözünü buraya alalım:
"Ay'ın Türkiye'nin otorite ve yönetim kadrosunu simgeleyen 10. evinde yer alan Uranüs ve Jüpiter ile sert sert açısı; skandallar, halkın otoriteye karşı ayaklanması, suikastler, anne ve çocuk ölümlerine yol açabilir."
Burada işin içine anne ve çocuk ölümleri falan girerse, Ay tutulmasına bile karşı olduğumu ben buradan ilan edeyim!
(Etsem ne yazar etmesem ne yazar!)
Nuray Mert'in yazıları gibi çok "Ben"li olacak ama...
Ben, iyimserim...
24 Aralık'tan itibaren etkisi görülmeye başlanacağı söylenen bu olayın, bazı karışıklıklara ve tahmini önemli/büyük olaylara gebe olması bir vak'a ise, bu olayların ardından büyük bir rahatlamanın yaşanacağından eminim.
Türkiye açısından, bir duygu-hareket bölünmesi yaşanabilir. Yani duyguların tersine hareket etmek zorunda kalmak gibi bir durum ortaya çıkabilir. Bu anlayış da bir yerde taşınamayacak hale gelebilir. Ama onun ardından, Kasım ayından beri etkisini artıran başka bir zaman kalitesi, çok ayrıntılı ve ciddi planlamaları destekliyor, entelektüel çalışmaları da destekliyor ve şimdi bu etkinin oldukça yüksek olduğu bir zamanda yaşadığımıza göre, "Gizli düşmanlıkların açığa çıkması" denen durumların yaşanabileceği düşünülebilir her halde. Talebe sopalatmaktan özel bir zevk alan Hükümetin kaba faşist uygulamalarına ses çıkaramayıp, vızıldayarak konuşan Ordu'ya "ağır uyarı" mektupları kaleme alan solumtrak naylon enteller, "cesur" hayatlarının sürprizini yaşayabilirler!